Kaza namazı borcu olan kişi nâfile namaz kılabilir mi?
Kaza namazı borcu bulunan bir kimsenin nâfile namaz kılıp kılamayacağı konusu, İslâm fıkhında mezheplerin ibadet telakkilerine ve borç ödemenin önceliğine dair prensiplerine göre ele alınmıştır. Konunun temeli, farz namazların vaktinde eda edilememesi durumunda zimmette kalan borcun en kısa sürede kapatılması gerekliliğine dayanır. Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin bu meseleye yaklaşımı, kişinin üzerindeki kaza borcunun niteliğine ve nâfile ibadetlerin fıkhî statüsüne göre bazı farklılıklar gösterir.
Hanefî mezhebinde genel kural, üzerim kaza namazı borcu olan bir kişinin nâfile namaz kılmasının caiz olduğudur. Ancak bu cevaz, nâfile kılmanın hiçbir sakıncası olmadığı anlamına gelmez; daha ziyade ibadete devam etme ve ecir kazanma kapısının açık bırakılması çerçevesindedir. Hanefî fakihleri, ömür boyu kılınan nâfile namazların, kaza borçlarının yerini tutmayacağını, yani nâfilelerin farz borçtan kurtar vía etmeyeceğini önemle vurgularlar. Bununla birlikte, teheccüd, duha (kuşluk), evvâbin gibi sünnet ve nâfile namazların kılınmasında dinî açıdan bir yasak bulunmaz. Kişi dilerse bu nâfileleri kılabilir; fakat zamanını kaza namazı kılmaya ayırması, borçtan bir an önce kurtulması açısından çok daha faziletli ve ihtiyatlı bir yaklaşım olarak kabul edilir. Hanefîlerde tahiyyetü'l-mescid, kuşluk ve tesbih namazı gibi bazı müstehap namazların kılınmasında bir sakınca görülmemiş, hatta bunlara cevaz verilmiştir. Ancak farz namazların kazası, nâfile ibadetlerden katbekat üstün ve bağlayıcıdır.
Şâfiî mezhebinde ise kaza borcu olanların nâfile namaz kılabilmesi hususunda daha esnek bir yaklaşım mevcuttur. Şâfiî âlimleri, farz namaz borcu olan bir kimsenin sünnet ve nâfile namaz kılmasında fıkhen bir engelin bulunmadığını belirtirler. Özellikle sünnet namazlar (farzların önündeki ve sonrasındaki sünnetler) kaza borcu olsa dahi kılınmaya devam edilebilir. Şâfiî mezhebine göre, kaza namazı borcu olan kişi vakit namazlarının sünnetlerini kılabilir ve bu sünnetlerden mahrum kalmaz. Bunun temel sebebi, sünnet namazların o vakit namazının sevabını ve bütünlüğünü tamamlayıcı unsurlar olarak görülmesidir. Ancak bütün bir ömrü kapsayan çok fazla kaza borcu olanların vakit buldukça nâfilelerle vakit kaybetmek yerine kazaya yönelmeleri tavsiye edilir.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde de benzer şekilde nâfile kılmanın caiz olduğu kabul edilir; fakat borç ödemenin aciliyeti ön planda tutulur. Hanbelî mezhebinde, kişinin üzerinde kaza borcu varken nâfile namaz kılmasının caiz olduğu, ancak vakit namazlarının sünnetleri dışındaki mutlak nâfilelerle vakit harcamaktansa kaza namazı kılmasının meşguliyet açısından daha doğru olacağı ifade edilir. Mâlikî mezhebinde ise farz namazların kazasına bir an önce başlanması ve vakit kaldukça kazaların kaza edilmesi teşvik edilir. Sünnet namazların kılınmasında bir sakınca görülmezken, nâfile ibadetlerin farzların yerini tutamayacağı gerçeği sıkça hatırlatılır.
İslam hukukunda borç, kul borcu olsun Allah borcu olsun, aceleyle ödenmesi gereken bir emanettir. Namaz, dinin direği ve kul ile Allah arasındaki en temel bağdır. Vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi farzdır. Nâfile namazlar ise kişinin gönüllü olarak yaptığı, Allah'a yaklaşma vesilesi olan ilave ibadetlerdir. Temel fıkhi kaideye göre, farz borcu dururken nâfilelerle meşgul olmak, asıl vazifeyi erteleyip tali işlerle vakit geçirmek gibidir. Bu sebeple âlimlerin büyük çoğunluğu, kaza borcu olan bir kişinin nâfile namaz kılabileceğini kabul etmekle birlikte, bu kimselerin nâfilelere ayıracakları vakti kaza namazlarına tahsis etmelerinin dinen çok daha makbul ve sorumluluktan kurtarıcı bir davranış olduğunda müttefiktirler.
Kişinin hayatı boyunca kaza namazı borcunun hiç kalmaması veya en aza indirilmesi hedeflenmelidir. Unutarak veya uyuyarak kaçırılan namazların yanı sıra, bilerek kılınmamış namazların da kaza edilmesi onurlu bir kul olma bilincinin gereğidir. Nâfile namazlar ruhu dinlendirir ve kişiye manevi bir zindelik kazandırır; ancak zimmette duran bir kaza borcu, manevi bir yük ve ödenmesi gereken ilahi bir emanettir. Dolayısıyla, nâfile namaz kılmak fıkhen yasak olmasa da, müminin önceliği her zaman boynundaki borcu ödemek olmalıdır.
kaza namazı, nâfile namaz, fıkıh
0 Yorum:
Yorum Gönder