Kurban kesmenin hükmü nedir, kimlere kurban düşer?
İslam dininde mali bir ibadet olarak yerine getirilen kurban, belirli şartları taşıyan kimselerin Allah'ın rızasını kazanmak, Hz. İbrahim'in teslimiyetini anmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla belirli vakitlerde kurbanlık hayvanı usulüne uygun olarak kesmesini ifade eder. Fıkhi açıdan kurban kesiminin mahiyeti, kimlerin bu ibadetle mükellef olduğu ve şartları, Hanefi, Şafiki, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin genel görüşleri doğrultusunda detaylıca incelenmektedir.
Kurban Kesmenin Fıkhi Hükmü
İslam hukukunda kurban kesiminin hükmü mezheplere göre farklılık arz eder. Hanefi mezhebinde tercih edilen görüşe göre kurban kesmek vaciptir. Vacip hükmü, farz kadar kesin bir delille sabit olmamakla birlikte amelî açıdan yapılması kesin olarak istenen mükellefiyetleri ifade eder. Hanefi bilginleri, Kur'an-ı Kerim'de yer alan Kevser Suresi'ndeki "Rabbin için namaz kıl, kurban kes" buyruğunu ve Hz. Muhammed'in kurban kesmeyi teşvik eden, hatta imkânı olup da kesmeyenlerin musallamıza yaklaşmamasını bildiren hadislerini delil göstererek bu ibadetin vacip olduğunu savunmuşlardır.
Hanefi dışındaki diğer üç büyük mezhep olan Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde ise kurban kesmenin hükmü sünnet-i müekkede, yani Peygamber Efendimizin devamlı surette yaptığı ve terketmekten sakındığı kuvvetli bir sünnettir. Bu mezheplerin âlimleri, kurbanın farz veya vacip derecesinde kesin bir yükümlülük olmadığını, güç yetirenler için büyük bir fazilet ve manevi yakınlaşma vesilesi olduğunu belirtmişlerdir. Hangi mezhep görüşü benimsenirse benimsensin, kurban ibadeti İslam toplumlarında ihmal edilmemesi gereken en önemli sembolik ve mali ibadetler arasında yer alır. Yolculuk esnasında olanlar için kurban kesme yükümlülüğü mezhep detaylarına göre esnetilebilirken, mukim olan ve maddi gücü yetenler için bu ibadetin icra edilmesi dinî hayatın canlılığı açısından büyük önem taşır.
Kurban Kimlere Düşer (Vacip veya Sünnet Olur)?
Kurban ibadetinin bir kimseye vacip veya kuvvetli sünnet olabilmesi için belirli şartları taşıması gerekir. Bu şartları haiz olan her Müslüman, kurban kesmekle yükümlü kabul edilir.
Müslüman Olmak
Kurban, İslam dininin koyduğu mali bir ibadettir. Dolayısıyla bu ibadetin geçerli ve mesuliyet doğurucu olması için mükellefin Müslüman olması şarttır. Gayrimüslim vatandaşlar veya İslam dini dışındaki inanç mensupları için kurban kesme mükellefiyeti bulunmaz.
Akıl Sağlığı Yerinde Olmak ve Büluğa Ermek
İslam hukukunda ibadetlerin asli sorumluluk şartı akıl baliğ olmaktır. Akıl hastaları ve henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklar kurban ibadetiyle yükümlü değildir. Ancak velileri veya vasileri, akıl sağlığı yerinde olmayan veya küçük çocukların malından onların adına kurban kesemez; çünkü bu ibadet niyet ve rıza gerektiren mali bir mükellefiyettir. Bununla birlikte, çocukların kendi mallarından veli eliyle kurban alınması fıkhen caiz görülmemiştir, zira bu yaş grubundaki bireylerin ibadet mükellefiyeti yoktur.
Mukim Olmak (Yolcu Olmamak)
Hanefi mezhebine göre kurbanın vacip olabilmesinin şartlarından biri de sefere çıkmamış olmak, yani mukim olmaktır. Dinî ölçülere göre seferilik mesafesinden (yaklaşık doksan kilometre ve üzeri bir mesafe) daha uzun bir yolculuğa çıkmış olan kimseler, Hanefi mezhebinde kurban kesmekle yükümlü değildir. Fakat yolcu olan bir kişi tatyin-i nefs ederek kurban kesecek olursa, bu kurban nafile bir ibadet olarak kabul edilir ve sevabı kendisine yazılır. Şafii, Maliki ve Hanbelî mezheplerinde ise yolculuk hali kurban sünnetini düşürmez; yolcu olan bir kimse de gücü yettiği takdirde kurbanını kesebilir.
Nisap Miktarı Mala Sahip Olmak
Kurban yükümlülüğünün en temel ekonomik şartı, kişinin temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap miktarı mala veya servete sahip olmasıdır. Nisap, zekât ve kurban gibi mali ibadetlerde zenginlik ölçüsü olarak kabul edilen alt sınır miktarını ifade eder.
80.18 gram altın veya bu miktara eşdeğer nakit para, ticaret malı veya menkul değere sahip olmak nisap ölçüsünü oluşturur.
Bu servetin üzerinden kamerî aya göre bir yıl geçmesi şartı zekâtta aranırken, kurban için kurban kesim günlerinde bu mala sahip olmak yeterlidir. Yani bayram günleri içinde nisap miktarı mala sahip olan bir kimse, yılın geri kalanında bu mala sahip olmasa bile o yıl kurban kesmekle yükümlü hale gelir.
Temel İhtiyaçların Dışında Varlık
Kurban yükümlülüğünde kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin zaruri ihtiyaçları ön planda tutulur. Oturulan ev, bir yıllık iaşe, giyim eşyaları, binek araç, sanat ve mesleklere ait âlet ve edevat gibi temel ihtiyaçlar nisap hesabına dâhil edilmez. Borçları olan bir kişinin, borcunu ödedikten sonra kalan malı nisap miktarını ulaşıyorsa kurban kesmesi gerekir. Borçlu olup da elinde temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı malı kalmayan kişiye kurban düşmez.
Kurban Kesim Vakti ve Geçerlilik Şartları
Kurban ibadetinin muteber olabilmesi, belirlenen zaman dilimi içinde yerine getirilmesine bağlıdır. Kurban, Kurban Bayramı'nın birinci günü imam bayram namazını kılıp hutbeyi irat ettikten sonra başlar ve bayramın üçüncü günü akşamı güneş batıncaya kadar devam eder. Hanefi mezhebinde bayram namazı kılınmayan yerlerde (köyler gibi) sabah namazı vaktinden itibaren kurban kesilebilir. Namaz kılındıktan sonra kesim şartı, ibadetin şekil şartları arasında yer alır. Vaktinden önce, yani bayram namazı kılınmadan kesilen hayvanlar kurban yerine geçmez, normal bir et kesimi hükmündedir. Aynı şekilde bayramın üçüncü günü güneşin batışından sonra kesilen kurbanlar da kurban ibadeti olarak kabul edilmeyip kaza edilemeyen nafile bir kesim niteliği taşır. Kesilecek hayvanın cinsi, yaşı ve kusursuz olması da ibadetin sıhhati açısından büyük bir titizlikle gözetilmesi gereken hususlardır.
kurban hükmü, kurban kimlere düşer, kurban şartları
0 Yorum:
Yorum Gönder