"Ameller niyetlere göredir." (Hadis-i Şerif)
00:00:00
31 Temmuz 2026, Cuma
Bugün; Mübarek Cuma Günü ve günlük ibadet/vakitlerin idrak edildiği gün.

Namaz kılarken yapılan sehiv secdesi nasıl yapılır, hangi durumlarda gerekir?

Yazı Boyutu: büyüt (A+) (A-) küçült

 Sehiv secdesi, namazın içinde unutarak veya yanılıp şüpheye düşerek vacip olan fiillerden birinin geciktirilmesi, öne alınması veya terkedilmesi durumunda, namazın sonunda yapılan ve bu noksanlığı telafi eden secde çeşididir. Sözlükte "yanılmak, unutmak, dikkatten kaçmak" manalarına gelen sehiv kelimesinden türetilmiştir. Fıkhi terminolojide ise namazdaki unutma veya yanılgı hatasını örten secde anlamına gelir. Sehiv secdesini gerektiren başlıca durumlar şunlardır:

  • Vacip olan bir fiilin unutularak terkedilmesi: Örneğin, sabah namazı dışında iki rekatlı namazlarda ilk oturuşun unutulması, farz namazların ilk veya son rekatlarında Fatiha suresinin okunmasının unutulması veya zammı sure eklenmesi vacip olan bir durumun atlanmasına girer.

  • Vacip olan bir fiilin geciktirilmesi: Namazda sırasıyla yapılması gereken rükün ve vaciplerin sırasını şaşırarak ertelemek, örneğin rükûdan sonra secdeye gitmeden önce kıyama dönmek veya rükûyu iki defa yapmak.

  • Farzlardan birinin tehir edilmesi: Namazın farzlarından birinin (örneğin rükûnun veya secdenin) asli yerinde yapılmayıp geciktirilmesi.

  • Namazın rekat sayısında şüpheye düşülmesi: Namazı kaç rekat kıldığına dair kesin bir kanaate varamayarak tahmine (galip zanna) göre hareket etmek zorunda kalan kimse, namazı tamamladıktan sonra sehiv secdesi yapmak zorundadır.

Sehiv secdesini gerektiren bu tür hatalar yapıldığında, namazın batıl olmaması ve eksikliğin giderilmesi için bu secdelerin usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi gerekir. Unutarak yapılan yanılgılarda sehiv secdesi vaciptir ve terkedilmesi namazın yeniden kılınmasını gerektirir. Ancak kasıtlı olarak vaciplerin terkedilmesi durumunda sehiv secdesi bu hatayı örtmez, namazın baştan kılınması gerekir.

Sehiv secdesinin yapılış şekli Hanefi mezhebine göre şu basamaklarla uygulanır: Namazın son oturuşunda, yani "Tahiyyat" (Et-tahiyyâtü) duası okunur. Bu duanın tamamlanmasının ardından, başka hiçbir dua okunmadan veya ek hareket yapılmadan sağ tarafa bir defa selam verilir. Bazı âlimlere göre iki tarafa da selam verildikten sonra yapıldığı görüşü bulunsa da, yaygın ve tercih edilen tatbikatta tek sağ tarafa selam verilmesi veya hiç selam vermeden de doğrudan secdeye gidilmesi şekilleri mevcuttur. Ancak en yaygın Hanefi uygulaması, Et-tahiyyâtü okunduktan sonra sağ tarafa bir selam vermek, ardından "Allahu Ekber" diyerek iki defa ard arda secdeye varmaktır.

Secdelere varıldığında tıpkı namaz içerisindeki normal secdelerde olduğu gibi üçer defa "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" tesbihi okunur. İki secde arasında oturuşta da normal namazlardaki gibi kısa bir mühlet oturulup "Rabbiğfir lî" denilerek ikinci secdeye tekrar gidilir ve yine üç defa tesbih çekilir. İkinci secdeden sonra "Allahu Ekber" denilerek oturulur. Bu oturuşta yeniden "Et-tahiyyâtü", "Salli-Barik" duaları ve "Rabbânâ âtinâ" duası baştan sona okunur. Duaların tamamlanmasının ardından tıpkı normal namazın sonunda olduğu gibi önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sehiv secdesinin namazın aslına zarar veren bilerek yapılan hataları telafi etmeyeceğidir. Şayet yanılgı sebebiyle sehiv secdesi gerektiren birden fazla hata yapılmış olsa bile, namazın sonunda yapılacak olan iki secde bütün bu hataları ve noksanlıkları kapatmak için kâfidir. Birden fazla sehiv secdesi yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca sehiv secdesini gerektirecek bir hata yapıldığı hâlde secde unutulup tamamen namazdan çıkılır ve aradan çok zaman geçerse, o namazın yeniden kılınması gerekir. Eğer namazdan hemen sonra henüz kıbleden dönülmemişken sehiv secdesi yapılmadığı hatırlanırsa, hemen secde edilerek namaz tamamlanabilir.

sehiv secdesi, namaz, ibadet

0 Yorum:

Yorum Gönder